|
ANNEMiN 30 Mart 2006'DA YAZDIGI DOGUM HiKAYEMiZ;
Dogum hikayeleri hep bebeklerimizin gelecegini haber verdikleri gun baslar. Ama benimki daha onceleri basliyor... Zaman zaman notlar almistim bebegimin gelecegi mujdesinden cok once ve sonra...
Oncesinde;
Omuzlarım çok ağır geliyor bana , taşıyamıyorum sanki kendimi... Ağlayarak çıktım hastaneden negatif sonucu alinca. Hani Emreye supriz yapacaktim? Neredeydi benim bebeğim? Ağladım, ağladım...Yolda kimse görmedi , duymadı sesle ağladığımı. Öyle çok kar yağıyordu ki. Aslında hepsi içime yağıyordu sanki. O güzelim kar taneleri içime yağıp yağıp duruyordu. Dolduramadığım yerleri dolduruyordu sanki. Bebeğimin yerini!... Bebeğimizin yerini!... O yüzden çok üşüdüm. Çok yalnız, çok çaresiz hissettim kendimi... Allaha sordum; O soğuk fırtınada yanaklarımdan nasıl böylesine sıcak gözyaşları akıttın? Bunlar kaynar kaynar , dizi dizi akarken ,içimi karnımı nasıl dondurdun? Cevap vermedi... Yada verdi ama ben o kadar uzgundum ve o kadar usumustum ki tek kisi olmamdan; duyamadim...
Oysa ne olurdu onun karnımda olduğunu hissetsem, onu karnımdan sevsek... Ultrasonlara bakıp neresi burnu desek? O kitap gibi bende henüz doğmamış çocuguma mektuplar yazsam. Ama kitap gibi mutsuz bitmesekte hep mutlu devam etsek... İsim kavgası yapsak Emre ile... Karnımda oynamasını seyretsek... Onu ilk gördüğümde ağlasam; "Bu muydu beklediğim" diye. Geceleri uyuması için ona yalvarsak. İlk adım atışını kameraya alıp sanki ayda yürüyen ilk adammış gibi herkese seyrettirsek... Onu hep öpüp öpüp koklasak... Onunla Actionman oynasak...Emreyle dünyanin sekizinci harikasını yarattığımıza fena halde inansak .... Yapsak, yapsak, yapsak... Tüm bunları ve dahasını yapabilsek...
Bunlar sadece birkac satiriydi hissettiklerimin... Yazamadiklarim yada simdi yazmadiklarim o kadar coktu ki. Saniyorum ki sabirsizdim, hemen istiyordum. Istedigim haberi alamayinca da cok uzuluyordum.
O an cok uzundu... ;
Benim icin o an diye nitelendirdigim zaman kitaplara gore 38 hafta 2 gun ama bebegimizin bilincinde olarak gecen 18 Agustos 2005da baslayip 17mart 2006ya dek suren... Cok sicak bir Agustos gunu Emrenin test sonuclari icin gittik laboratuvara. Her zamanki gibi Emreden dokuluverdi kelimeler. Haydi gel bir test yaptiralim. Kisik bir sesle Peki cikti ama icimde hem haydi diyen bir ses bir de cekinen bir baska ses. Beklemek... Ne kadar uzunmus bu 30 dakika? Gecmiyordu bir turlu. Laborantimizin guleryuzu beliriyordu kapida, henuz kagida test sonucu dokulmemisti ama belli ki o da heyecanimiza dayanamamisti. Henuz kesin degil ama galiba pozitif dedi. Iste bu ani bir duygu kaydedicisi olsaydi da kaydetseydim keske. Kalp nasil bu kadar hizli atar, gozlerimiz anne-baba adayi olarak ilk kez nasil karsilasir ve ne cok sey anlatir birbirine... Bu heyecan her dr randevusunda daha bir baska yasanacakmis meger. Ama eminim hicbiri ilk heyecan gibi degil. Icinde olustugu kese eminim kimseye bir sey ifade etmese de o minik karalti ne kadar onemliydi bizim icin. O bizimdi! O karaltida carpan bir kalp gormek nasil bir heyecandi, nasil kocaman iki gulumseme yayiyordu yuzlerimizde. Her gununden mutlu oldugum , hayallerimdeki gibi su kadar gunluk diye parmakla saydigim gunler... Emrenin excelde bebegimizin guncel gununu gosteren bir tablo hazirlayisi ve yanina bebegimizle ilgili her notumuzu dusmemiz. Olculerini hep not ettik bu tablomuza. Seyir defteri oldu sanki. Daha cinsiyeti belli olmadan aramizda sakalasmalarimiz , Emrenin benim adim Mert, beni cok sevin" resimleri olusturmalari, .... cok guzeldi cooook! Ayni hayallerimdeki gibi karnim hemen buyumeye basladi. 8 haftalikken hamile pantolonu aldik, sanki gelinlik bakar gibi mutluydum o pantolonu alirken. Moda olan giysiler zaten buyumekte olan karnimi cok guzel gosteriyordu. Bebek alisverisi icin 5-6. aya kadar bekleriz dememize ragmen kendimizi tutamayip spor bir ayakkabi bile aldik zaten sonra kendimizi bir daha hic tutamadik. Karnima yandan bakmak ne buyuk zevkti. Cok ama cok dikkatli ozenli beslenmeme ragmen kilo aliyordum buna ragmen hem Dubaideki drum hem TRdaki 2 drumda kilomu fazla bulmuyordu. Demek ki kitaplardaki olculere uymasam da garip bir hamilelik degilmis benimki. Hem ben zaten cok seviyordum karnimi! Bebegimizin adinin Emre Mert oldugunu 10 ekimde yine Dubaide ogrendik. Ismi 3 sene oncesinden belliydi zaten. Artik magazalarda tum maviler benimdi! 18 haftalikken garip bir agri korkuttu bizi. Once onemsemedim sadece oylesine soylemistim Emreye. Bir baktim ki 10 dakika icinde Emre 2 drun da ortak kararlari ile beni hastaneye goturuyor. Bir seyim yok cumlelerimi duymuyor bile. Oysa bebegimi benim cok farkinda olmadigim ama usgde net gorulen kasilmalar tehdit ediyordu. Buna asagida tasidigim plasenta neden olmamisti. Nedenini bilmiyorduk. Drun ilac vererek kalkmadan yatmami soyledi, gece agrilarin gecmemesi yada artmasi halinde kendilerinin mudahele edemeyeceklerini tam tesekkullu bir baska referans verdikleri hastaneye gitmemi soylediler. Once sakindim ama o gece insanin kendini dinlemesinin ne zor oldugunu hatirliyorum simdi. Eve ilk geldigimde karnimin saginda bir toplanma ve hareket gordum, kasilmalar soldayken demek ki bebegimiz sag tarafa o kadar kaymisti ki artik disardan minik minik hareketler gorebiliyordum. Emrenin tum gece her kipirdanisimda agrin varmi nasilsin diye soruslari geliyor gozumun onune. Ikimizde cok korkuyorduk. Gece aglamam bile o kadar sessizdi ki; bebegim hissedecekti aglamalarimi ama ben ona guclu bir anne olmak istiyordum. Emre benden daha cok korkuyordu cunku bana tam olarak yansitmamisti drun soylediklerini. O hastaneye gitsek bile bebegi kurtarma sansimizin zor oldugunu soylemisler. Sabah hic bu kadar guzel gelmemisti bana cunku agrilarim artmamisti. Minik minik adimlarla kontrole gittik 2 gun sonra. Drumuz kasilmalarin simdilik durdugunu bu firsati degerlendirip Turkiyeye ilk ucakla gitmemizi tavsiye etti. Cunku bir daha baslarsa ucus yasaklanacakti bana. Cok sancili bir yolculuk yaptik bebegim ile. Ucaktan agrim oldugu icin tekerlekli sandalye ile ciktim. Bir ay kadar neredeyse evden mecburiyet harici cikmadim. Gunlerim dinlenerek gecti. Artik tehlikemiz gecmisti. Kasim ayinda ilk kez hareketlerini yuzeyden de hissetmeye basladik. Harikaydi. Isin guzel yani Mert elmayi cok seviyordu galiba. Cunku bundan sonra elma delisi lakabina elma yememden sonra hareket eder hale gelmesi neden olacakti. Her oynamasini istedigimde elma yer olmustum. O zaman odasina bir elma agaci cizmek geldi aklimiza. Yattigi yerden cok sevdigi elmalari gorsun istedik.
Benim aldigim kilolara Mertin de ust sinirlarda devam etmesi 3 kez seker yuklemesi yaptirmamiza neden oldu ama hicbirinde de gebelige bagli seker cikmadi. :) Her dr kontrolumuz sonrasi elimizde dvd ve 3D goruntulerle deli oluyorduk. Burnu kime benziyordu cenesi ne guzeldi ya yanaklari ne tombuldu... Bir insan hamileliginden bu kadar mi memnun , mutlu olurdu? Oyleydim iste. Dogum icin 38.haftadan itibaren her gun uygun denmisti ve ben ugurlu sayim 17yi dogum tarihi olarak secmistim. 38+2de 17 Mart 2006 gunu insallah saglikla Mert dunyaya gozlerini acacakti.
Ve hamileligimin son gecesi. Hazir miyim? EVET! Bir an once sabah olsun istiyorum ama oglum sabaha kadar tekmelesin istiyorum. Her hareketini hafizama kaziyabilseydim keske... Hep karnimdan ciktiginda bu anlari cok ozleyecegimi dusundum. Gece gec saatlere kadar arkadaslarimin dogumla ilgili guzel notlarini okudum telefonla desteklerine cevap verdim. Bebegimizi ne cok seven vardi, cok sansliydi Emre MERT! Kuafore gittim saclarimi yaptirdim. Oglumu guzel karsilamak istiyordum. Hatta saat 9 gibi makyaj alisverisine bile ciktim. Insanlar kocaman gobegime bakiyordu ve ben o koca gobegime uygun koca bir gulumseme ile dolasiyordum! Gec saatlerde e gercekten ben hazirmiyim telasi basladi, bavul kontrol edildi ev toparlandi ve yataga yatildi. Iste o zaman indi gozyaslarim elim karnimdayken. Bir daha bu kipirtilar olmayacakti! Ne operasyon korkusu ne baska bir sey. Sadece oglumun saglikla dunyaya gelmesi icin Allaha dua ediyordum ve kipirdanislari bir daha duymayacagim diye agliyordum. Oglum cokca oynadi o gece...
Ve iste o gun!
Sabah kalkip aynada son rotuslarimi tamamladim. Sanki tatile gider gibi kapida bir bavul, ana kucagi, bebek sekerlerimiz eh hazirdik galiba. Arabada hala ama karnimda bi daha oynamayacak diye hayiflanan ben! Hamilelik surecimde o kadar o mutluydum ki hamilelik depresyonu bir yerlerde hafizasini kaybedip bana hamilelik pollyannasi olarak gelmisti. Emreye sirf naz olsun diye hic kapris yapmamistim, aglamamistim, asermemistim, midem bulanmamisti ve bir iki saat sonra bu surec sona eriyordu. Istanbul Cerrahi Hastanesine gelir gelmez odamiza ciktik. Hemen kapi ve oda suslendi, bu arada benim hazirliklarim basladi. NSTmiz yapildi. Sonra esas supriz "Aile İletişim ve Eğitim Portalı"ndan Alev Durmusoglundan kazandigim subat-mart bebekleri suprizine sira geldi! Alev Hanim, dogum fotograflarimizi cekecekti. Alev Hanimla ancak dogumda karsilasabildk ama kazandigimiz belli oldugundan beri surekli maillesiyorduk. O kadar genc ve cici bir bayandi ki. Dogum sirasinda Emrenin disinda bir guc de kendisi olacakti. Kendisine cektigi o guzel ve essiz resimler icin, sicakkanli yaklasimi icin cok tesekkur ediyoruz. Mert sansliydi galiba yilbasinda anneler kulubu partisinde www.sekerbebek.comdan Gulsenin de bebek sekerlerinden de kazanmistim. Gulsen cok oncesinden bana istedigim sekerleri secmem konusunda israr etti. Ama ben bir turlu karar veremedim ve Gulsenin kendi zevkine birakmak konusunda ondan da israrliydim. Dogumdan bir gun once harika bebek sekerlerimiz de gelmisti. Bunlarin sadece bebek sekeri degil Gulsenin sevgisinide kattigi cok ozel bebek sekerleri oldugunu biliyordum. Gulsene emekleri ve co cok guzel sekerleri icin bir kez daha tesekkur etmek istiyoum. Malzemelerini kendi sectigim babaannemizin ve yengemizin beraber diktigi ve yine Beril Teyzemiz, teyzosumuz, anneannemiz, babaannemiz, amcamizin ortak hazirladigi bebek sekerlerimiz arasina Gulsenin bebek sekerlerini de katmistim dogumun oldugu gun.
Bu arada anestezi icin bir uzman geldi ve dogal bir bakis attiktan sonra bir daha bakisi bizi cok guldurdu. İkiz mi hayir tekiz muhabbeti yine tekrarlandi. Hani Turk filmlerinde karnina yastik koyarlarda amma buyuk yastik koymuslar inandirici olmamis deriz onlar gibisiniz dedi! :) Resimlerime bakinca yine guluyorum koca karnima. Bu arada Mert hala bir o yana bir bu yana hareket ediyordu. Oda bosaltildi operasyon oncesi hazirliklarim yapildi. Veeeee artik hazirdim. Sedyeye uzandigimi ve herkese yine kocaman gulumseyerek el salladigimi hatirliyorum simdi. Icimde en ufak bir dogum korkusu yoktu, en cok 30 dakika icinde Mert ellerimde olacakti ben cok mutluydum. Ameliyathanede cok usuyordum. Bu titreme bende sinir bozuklugundan degil ameliyathane standarti sogukluktandi. Sedat Bey epidurali nasil uygulayacagini neler hissedecegimi an be an anlatti, igne hic canimi acitmadi. ve nihayet epiduralin etkisi ile ayaklarim isinmaya basladi. Hatta biraz daha epidural yapsak da ben iyice isinsam diye teklif ettim ama kabul edilmedi. Onume bir perde cekildi. Drum Kagan Kocatepe, asistani, ekip geldiler. Icimden dua etmeye basladim. Herseyin yolunda gidip bebegimizin saglikla dunyaya gelmesi icin Allaha yalvardim, isimleri belli olan arkadaslarimin isimlerini tek tek saydim, sayamadiklarim icin her bebek isteyene tez saglikla bunu nasip etmesini diledim. Emre gelmeden baslamak istemiyordum bu konuda hatirlatma yapinca sakalastik tekrar ekiple. Bir baktim Emre ameliyat onlugu maskesi takmis geliyor. Ona cok yakisikli bir dr olmussun dedim. Hani sanki dogumda degildim de maskeli balodaydik. Elimi tuttu. Bekliyordum. Bu surecte ben coktan dogum anina yaklasmistim. Solumda Dr. Sedat bey, sagimda Emre... Perde arkasinda da drum Kill Bill isligi caliyor ve ekiple bu konuda sohbet ediliyor arada da neler hissedecegim soyleniyor. Kagan Bey hic catlagim olmadigini, son 1.5 ayda bu kadar yagsiz bir anne adayi gormedigini soyluyor ama catlak yada yaglar kimin umurunda ki o anda? Bu arada o kadar egleniyordum ki Merti bana ilk uzattiklarinda bazi resimlerde gordugum gibi onu gulerek karsilayacagimi dusunuyorum. Derken karnimda hissettigim baskiya itiraz ettim. Ne oluyor bir baski var derken meger asistan Mertin cikisi icin tum gucuyle karnima basiyormus. Sedat bey derin nefes almami soyledi. O an tekrar dualarimi tekrarladim. Hersey yolunda gitsin bebegim saglikla dunyaya gelsin, Allah her dileyene dilediginde saglikli bebekler nasip etsindi. Tum bunlar ne kadar cabuk soylenebiliyormus sasiriyorum simdi. Bir kac sanise sonrasinda karnimdan bir seyin cikisini hissetmemle bir duygu patlamasi yasama anlari birbirine karisti. Saat 10:37yi gosteriyordu. Kagan Beyin onu karnimdan cikardigindaki ilk sozleri Isteeee Mert! Tosun pasa bu, tosuuuuuuun oldu. Bir yandan bebegimiz agliyor ben ondan cok , ondan sesli agliyordum. Kafami saga uzatarak Merti gormeye calisiyordum. Bebegim saglikla dunya gelmisti ve aglamaya baslamisti. Onu bir an once kucagima versinler istiyordum ama ilk kontrollerin yapilisini da seyrediyordum. O agliyor ben agliyorum elim Emrede ikimizinde gozleri Mertte... Emre bir yandan gozyaslarimi siliyor alnimi oksuyordu, diger eli hep sag elimi tutuyordu. Sedat bey sag kolumu cozdu. Ve o an anlatilamaz bir seydi. Yazacaklarim hic bir zaman o ani anlatmaya yetmeyecek. Tenine dokunusumda hissettiklerim cok cok farkliydi. Bu kadar yumusak hicbirseye hayatimda dokunmadim , hicbir sey bana bu kadar duygu yogunlugu yaratmadi, hicbir sey bu kadar sicak olmadi. Bana verildiginde aglamasi bicak gibi kesilmisti ve yorgun gozlerini aralamaya calisip bana bakiyordu , yuzumde bana degdigi her yerimi emmeye calisiyordu ve ben surekli onu opuyordum. Burnunu yanagini dudaklarini sadece opuyordum ve sadece cok guzel, cok guzel diyebiliyordum. Sonra usumemesi icin aldilar benden.Ellerim ona son mesafeye kadar uzandi. Artik bebek odasi yolundaydi, hersey guzel gecmisti... Sezeryan dikislerimi dikerlerken sadece Emre ile bebegimiz ne kadar guzeldi diye konusuyordum surekli beni onaylamasini istiyordum. Emreye bebegimizin ardindan gitmesini soyledim ama sonuna kadar birakmadi beni elimi tuttu. Drlar doguma giren hicbir Turk babanin bebekten sonra anne ile kalmadigini soyleyip bundan dolayi Emreyi tebrik ettikler.
Yukariya sedyeyle ciktigimda yine herkese guluyordum. Yatagima yatirildim ve ikinci guzel an bebegimle tekrar kavusmamiz basladi, emzirmek... Ama o kadar guzel gecti ki ben surekli bir elimle yuzunu kafasini sevdim ve hep ne kadar guzel oldugunu soyledim. Bana nasil oldugumu soranlara sadece ne kadar guzel degil mi diyebiliyordum. Onu hic yanimdan ayirmak istemedim. Simdi o animizi gorenler cok duygusal bir sahne oldugunu soyluyorlar. Disardan nasil gorunuyordum bilemiyorum ama hislerimi hicbir kelime anlatamiyor bence. Gece gunduz her dakika yanimda olsun emsin bende ona dokunabileyim istedim. Anne olmayi cok istemistim. Hep bu surecte bende anne olmak istiyorum diye dusundum, bazen gordugum sahneleri yasamak istedim bazen hayal kurdum. Ama hicbiri yasadiklarimi anlatamiyor. Beklentilerimin o kadar otesindeymis ki...
Hastanede hic agri pompasina ihtiyac duymadim ve Mertte sarilik cok dusuk duzeyde seyrettiginden ek bir tedaviye ihtiyac duymadik. Hastaneden cikmadan 2. gunu sunnetimizi de yaptirdik ve dogumdan 3 gun sonra evimize 3 kisi olarak donduk, evimize yeni bir hayatla Mertimizle merhaba dedik!
Emre Mert bugun 13 gunluk. 13 gunun nasil gectigini bilmiyorum. Hamileyken hep hamileydim sanki diyordum simdi hep Mert varmis gibi geliyor. Siparisim dogru gelmis, Mert, Emreye benziyor. Bunu Emreye soyledigimde ne kadar yok dese de yuzunde kocaman gulumseme oluyor.
Hic yadirgamadim yeni hayatimizi. Gun gectikce alisiyoruz birbirimize. Hickirmasi beni gulduruyor, meme emerken bana baktiginda ayni karnimdayken oldugu gibi konusuyorum sarkilar soyluyorum, yanyana yatip ellerini tutuyorum beni hissetsin diye, gaz sancisinda o aglarken bende aglamak istiyorum, uykularim onun olsun istiyorum. Acilarini ben tasimak istiyorum o hep gulsun istiyorum. Onun icin hep guzel seyler istiyorum ve Allahtan diliyorum. Bazen Merte bakip bakip agliyorum, boyle bir mucize karsisinda. Aglarken dayanamiyor opuyor opuyor opuyorum. Allaha sukrediyor ve her isteyene istedigi zaman saglikli hayirli bebekler nasip etsin diye dua ediyorum.
ANNEM BENi NASIL SEVİYOR?
...Beni bazen Mertişko bazen Mertoş bazen Tontini diye seviyor. Bana yavrum, kuzum, pamugum, balığım diyor.
...Bana daha karnındayken söylemeye başladığı ninnimizi söylüyor. (Kayahan kızı Gönül için bestelemiş, eşi Ipek Acar soylemiş. Ama annem birazcik değiştirmiş:)
"uykudan uyanmış gülermiş bakarmış. annesi Mert'i çok öpermiş severmiş.
Okula gidermiş, yazarmış çizermiş. babası Mert'i çok öpermiş severmiş.
annesi Mert'i çok ,babası Mert'i çok, herkesler Mert'i çok severmiş severmiş.
annesinin yavrusu kuzusu pamuğu annesi ninni söyler Mert bebek dinlermiş"
...Bana "Aşkım benim, tek sevgilim, dünyadaki herşeyim herşeyim" diyor ve soruyor "herşeyim misin anneciğim sen benim?" ve kendi cevap veriyor; "HERŞEYİMSİN!"
...Ayaklarıma bakıp "Ah ne kadar güzeller. Nerede nasıl yaptin bu kadar guzel şeyleri" diye soruyor ve kendi cevap veriyor. "Annemin karnında annemim yedikleri ileeeeee" :)))))
...Uykudan uyanınca annem başlıyor; "Annesi Mert'i ne yaparmış? HAM HAM HAM yaparmışşşşş" Bende çok gülüyorum...
...Keyfim yerindeyse aliyor beni kucagina, "Balığım vaaaaaar, var mı balık isteyen? 8,5 kilo (o ayki kiloma göre değişiyor bu rakam) balııııııkkkk" diye geziniyoruz.
..."Ali babanin bir ciftligi var, ciftliginde.... "Bu şarkıya bayılıyorum. Eğer annemle babam bunu söylerken dururlarsa ıh-ıh diyerek haydi diyorum onlara, durmayın söyleyin...
MERT NEDEN ELDİVENSİZ BÜYÜYORDU?
Mert dogdugunda onu hemen kucaklamak istedim. Bana uzattiklarinda verniksli yumusacik inanilmaz bir mucizeydi. Onu optum kokladim dokundum, onu ne kadar sevdigimi ve ne kadar guzel oldugunu soyledim. Gozlerimden suzulen yaslar hic bu kadar sevgi dolu ve mutluluktan fiskirir olmamisti... Tarifsiz aslinda. Bu yazdiklarim sadece milyonda birini anlatiyor hissettiklerimin.
Dogum sonrasi eldiven o kadar az kullandim ki. Sadece ilk zamanlar disari cikarken. Cunku hep ozellikle emzirirken bana dokunsun sevgimi doyasiya hissetsin istedim. Dunyayi dokunarak ogrenebilirdi sadece, ondan bunu esirgemedim. Tirnaklarini gece uykusunda kestim ki zarar vermeyeyim, o da dunyayi beni tanirken yuzunu cizmesin... Daha hastanede eldiveni nerede diyenlere itiraz ettim. Kullanmiyoruz, hissedecek herseyi dedim! Hele o ilk emzirirken elini gogsume koyusu yokmuydu? En cok sevdigim resimlerinden Biridir o..
Ilerideki hayatinda bunun onda nasil bir etki yaratacagini bilmem. Ama gordugum o ki, ona her an dokunmak, onun beni hissetmesi cok muhim, cok kiymetli zamanlar... Aramiza bir bez parcasi girmesin, hatta hayatta sevgi duydugu kimse ile arasina hicbirsey , hickimse girmesin!
Bebegimi opmekten koklamaktan onu sevmekten hic cekinmedim, kimse cekinmesin! Allah kimseyi yavrularindan ayri birakmasin...
Fahir Atakoğlu'nun Fahir Atakoğlu 2 albümünde Sezen Aksu tarafindan yazilmis ve yine onun tarafindan seslendirilmis bu ninniyi de cok seviyor annem...
uyu da büyü bebeğim bebeğim
ben sana hep ninniler söyleyeyim
elemsiz yürü geç bu dünya seferinden
Allah'im korusun yüryüzünün şerrinden
elemsiz yürü geç bu dünya seferinden
Allah'ım korusun yeryüzünün kederinden
kalbinden başkasına uyma
kimseyi üzmeye kıyma
kalbinden başkasına uyma
hayat seni buna zorlasa da
ah uyu da büyü bebeğim bebeğim
ben sana hep hep hep ninniler söyleyeyim
elemsiz yürü geç bu dünya seferinden
Allah'im korusun yeryüzünün şerrinden.
mert.hanci@hotmail.com
Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
|